Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
Suriye`li Çocuğun Gözünden/ Bir Gün
26 Ocak 2014 Pazar 13:27:58


 Elli Beş Bin fotoğraf...

Elli Beş Bin Utanç karesi...

            Suriye`nin, Suriye`li çocukların çektiği zulümleri gösteren kareler... Fotoğrafların çoğuna bakamadım. O kadar derin bir acı vardı ki içlerinde, bakmaya gözüm varmadı. Utancımdan yerin dibine girdim. Müslüman din kardeşlerimize yapılan bu zulme ses çıkaramadığımız,bu zulmü engelleyemediğimiz için...

             Zulmün şiddetini tahmin edebiliyorduk, lakin yayınlanan fotoğraflar aklımıza bile gelmeyecek güçte bir zulüm olduğunu gösterdi.

Bu nasıl bir insalık! Bu nasıl bir vahşettir Ya Rabb!

             Bu hafta sizleri dünyaya Suriye`li bir çocuğun gözlerinden bakmaya davet ediyorum. Bu yaşanan zulümleri biraz daha anlamak, kanayan yaralara biraz olsun merhem olmak için..

 

Ben Suriye`li bir çocuğum!

 

Bugün yine bomba sesleri ile uyandım güne!

Yine feryatlar yankılanıyordu kulaklarımda. Yine sessiz çığlıklar vardı yüreklerde. Ve yine kara bulutlar üstümüzdeydi.

            Korku tüm benliğimi sarmıştı. Elim kolum yara bere içinde. Her an başıma bir müsibet gelecek düşüncesi… Saatler “acı”yı gösteriyordu. Acıkmıştım. Günlerdir boğazımdan lokma geçmiyordu. Saklandığım viraneden korka korka başımı dışarı çıkardım. Ortalık sakin görünüyordu, lakin zulüm tüm caddeye hakimdi.

Biraz ilerleyince bir ses hançer gibi saplandı gönlüme. Bir annenin çığlığı geliyordu derinden, en derinden. Yüreği yırtılırcasına haykırıyordu acısını göklere. Evladını öldürmüşlerdi gözleri önünde. Bir acı daha! Hemen yanında bir küçük çocuk dizlerini karnına bükerek oturmuş ağlıyordu. Ne olup bittiğinin farkına varmaz bir şekilde “Anne neden uyuyorsun? Uyansana” diye ısrar ediyordu annesinin cansız bedeni karşısında. Bir baba oğlunu korumaya çalışıyordu düşman mermilerinden. Bir anne bebeğini kucağına almış kaçmaya çalışıyordu. Silah sesleri ölüm getiriyordu. Kopmuş bacaklar, kollar ile doluydu etraf. Kan kokusu ciğerlerimize işlemişti.

Ne olduğunu anlamadan koşmaya başladım. Koşuyordum fakat bacaklarımın demi kalmamıştı artık. Açlıktan yürümeye bile mecalim yokken can korkusundan koşuyordum. Herkes kaçışıyordu bir yerlere. Ortalık mahşer gibiydi. Her yerde kan, her yerde acı, her yerde sefalet hakimdi.          

Viraneye dönen şehrimizde her saniye can pazarı yaşanıyordu. Annesiz kalan yetimler, açlıktan ölmek üzere olan bebekler, eşleri tutuklanan kadınlar… Gözyaşı sembolü olmuştu çektiğimiz acıların. En kötüsü de derdimize yardım edecek kimse yoktu.

Acaba tüm İslam âlemi bu durumda mıydı?

İçimizde rahat olanlar var mıydı? Birden fazla battaniyesi olanlar? Geceleyin açlık çekmeden rahatça uyuyabilenler? Mermi yağmurları altında ıslanmayanlar da var mıydı sahi?

            Annesini gözleri önünde kaybetmeyen, babasının onu hediyelere boğduğu? Sabahları ailesi ile mutlu mesut kahvaltı yaptığı? Sıcacık yuvasında ölüm korkusu olmadan dinlenebilen kardeşlerim var mıydı benim?

            Eminim olsaydı yardımımıza koşarlardı. Ne olursa olsun bir avuç duayı esirgemezdi zulüm gören kardeşlerinden öyle değil mi? Sabah uyanınca, gece yatınca, namaz aralarında bize yaptıkları bir dua fazla gelir miydi ki onlara?

Her gün açlık çeken kardeşinin acısını görmeye dayanabilir miydi? Her gün gözleri önünde evlatları öldürülen annelere evlat sıcaklığı yaşatmak istemezler miydi? Feryatlarımızı duymayacak kadar sağır olabilir miydi yoksa?

Olamazlardı değil mi? Olmazlardı. Olamazlardı ki. Onlar kardeşlerine kıyamazdı. Isınacak malzemesi olan yarısını paylaşırdı. Evinde yemeği olan sofrasına buyur ederdi. Muhacire Ensar olurdu onlar. Çünkü öyle yapmalarını istemişti hepimizin efendisi. Alemlerin Rahmeti. Bana bunları şehit olmadan önce babam söylemişti.

Evet! Korkmuyorum artık. Ben yalnız değilim.

Dua’ları ile benimle beraber yiyeceğini paylaşan kardeşlerim var benim!

Sevgisiyle yüreğimi ısıtan, soğuk günlerde başucumda bekleyen annelerim var.

Bana da hediyeler alan, çoluğunun çocuğunun rızkından bana da ayırıp yardım gönderen babalarım var.

            Yine feryatlar yükselmeye başladı yanı başımda. Bu duyduklarım zulmün ayak sesleri. Bugün de yiyecek bir şey bulamadım. Bugünde boş tencere başında sabahlayacağım. Ama şimdi gitmem lazım. Başımı sokacak bir barınak bulmam lazım.

Malum;

Bizim burada güne bomba ile başlanıyor, güneş ile değil.

Bu Yazi 2060 kez okundu
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
WWW.VIRAHABER.COM.TR Anasayfam Yap |
Rize Medya Hizmetleri
Bize Ulaşın | Kunye | Reklam | RSS
Tel: (0464) 223 34 74 pbx
Rizedeyiz Bilgi İşlem